loading
Yeni Üye

Rep Puanı: 281
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 67
Konu Sayısı: 35
Üye No: 1101
Nerden: Cehennem
Kayıt tarihi: 17 Haziran 2008, 14:25:09

|
 |
« : 18 Haziran 2008, 21:32:39 » |
|
Küçükken başladı ilk sınavlarımız. Daha çok sözlüydü bunlar. Sorular genellikle aynıydı. ”1 kg demir mi ağır 1 kg pamuk mu? “5'i 5 kuruştan 5 yumurta kaç kuruş eder tarzı sorular. Sonra hafif hafif keyifsizleşti sınavlar. Annemiz bizi okulda bırakıp gittiğinde ağlamaklı gözlerimiz, ilk ciddi sınavımızın habercisiydi.Annemizin elini istemeyerek bırakıp, soğuk sıralarla tanışıyorduk.
İlkokuldaki sınavlarımız daha az heyecanlı ama daha güzeldi. En azından bir gelecek kaygısı hissettmiyorduk, benliğimizde. Güzel bir oyun, hoş bir bulmacaydı belki. İlköğretim sonlarına doğru artık kaygılar başlıyor, dershane sıralarıyla tanışıyorduk. Artık kimin saklambacı daha iyi oynadığı değil de kimin daha çok net yaptığı önemliydi. Arkadaşlarımız mahalle maçı yaparken bizden havuz problemi çözmemiz isteniyordu. Ama havuz problemini havuzda çözmeyi yeğlerdik..
Liseye geldik yavaş yavaş. Daha ciddileştik. Hayatınızın yol ayrımındasınız sözlerini duymaya başladık . Hocalarımızın kalemlerinin daha etkili olduğunu gördük, en azından notlarımızda. Geleceğimiz söz konusuydu. Her hocaya başka bir şey olacağımızı söylüyorduk ama bilmiyorduk ne olacağımızı. Hangi meslek popülerse onu söyler olduk. Top oynamayı, pikniğe gitmeyi özler olduk.
Hafta içi okulda hafta sonu dershane sıralarında sürekli bir telaş, birini daha nasıl geçerim kaygısı... Yanımızda oturan arkadaşımızla rakiptik, rakip olmamız isteniyordu. Onu geçmemiz ondan daha yüksek puan almamız isteniyordu. Bu rekabet, bazen bozdu arkadaşlıklarımızı..
Sonra o meşhur sınava girdik, çıktık. Tercih dönemi gelmişti ve herkes bir şeyler söyler oldu geleceğimiz hakkında. Çoğumuz sıraladık tercihlerimiz hangisi tutarsa hesabıyla. Sınav döneminin daha zor geçeceğini zannederken, asıl zorluğu tercih döneminde yaşadık.
Üniversiteye geldik .Ne sınavlar ne sorular ne de dolduracağımız boşluklar bitti. Üniversite bitecek, yüksek lisans sınavı, kpss gibi sınavlara endeksli bir hayatımız olacak.
Yaşamayı, tat almayı unutuyoruz, erteliyoruz çoğu zaman gelecek kaygısıyla. Öğrenmek için değil geçmek için çalışmaya alıştırıldık; lisede de üniversitede de. Bu zehir bedenimize her geçen gün daha hakim olmaya başladı. Aile soframızın sıcaklığını, aile toplantılarını, koşulan, eğlenilen piknileri sınavlarımız uğruna erteledik ya da vazgeçtik.
Hayat tat alarak severek, sevilerek yaşayınca güzel. Hiçbir yere yetişmek zorunda değiliz. İnsanlara şaşıyorum diyor platon.”Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayıp, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar” ifadesiyle.Başarılı olmak önemli ama hayattan tat aldığınız sürece. Hadi biraz yavaşlayalım. Daha mutlu daha gülen gözlerle bakalım hayata..
|