Trinity
Forum Aşığı

Rep Puanı: 131
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 596
Konu Sayısı: 112
Üye No: 170
Nerden: İstanbul
Kayıt tarihi: 18 Mart 2008, 13:14:29
Yaş: Yok

|
 |
« : 26 Nisan 2008, 01:49:17 » |
|
Bir zamanlar birbirine bitişik iki çiftlikte yaşayan iki erkek kardeş vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık baş gösterdi. İki kardeş arasında o zamana değin ilk kez görülen anlaşmazlık giderek büyüdü ve kardeşler arasında ayrılığa neden oldu.
İki kardeş, birbirlerine yalnızca küsmekle kalmadılar, yıllardır ortaklaşa kullandıkları tarım makinelerine değin sahip oldukları tüm araç gereçlerini ve mal varlıklarını da ayırdılar. Küçük bir yanlış anlaşmazlığı izleyen ayrılık giderek büyüyen bir uçuruma dönüştü ve en sonunda yerini, karşılıklı kullanılan hoş olmayan sözlere bıraktı.
Bunun arkasından da beklenenler oldu ve kardeşler arasında önce şiddetli kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yaşanmaya başladı. Bir sabah, bu iki kardeşten büyüğünün kapısına bir usta geldi. Elinde büyük bir marangoz çantası vardı . Ev sahibinden geçici bir iş istedi:
__ Yapılacak ufak tefek bir işiniz varsa, size yardımcı olmak isterim, dedi.
— Elimden hemen her iş gelir. Birkaç gün çalışırım, işi bitiririm.
Büyük kardeşin aklına o an bir iş geldi;
__ Evet, sana göre bir işim var, dedi ve küçük kardeşinin çiftliğini işaret etti.
__ Şu derenin karşısındaki çiftlik komşumundur. Daha doğrusu benim küçük kardeşime aittir o çiftlik. Geçen haftaya kadar benim çiftliğimle onun çiftliği arasında bir otlak vardı. Sonra o, buldozeriyle oraya ırmak bendi yaptı ve şimdi aramızda otlak yerine çiftliklerimizi birbirinden ayıran bir dere var.
İş isteyen adam, büyük kardeşin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu: __ Benden ne yapmamı istiyorsunuz?
Büyük kardeş önce kuşkusunu, sonra da kararını açıkladı; __ Kardeşim bunu bana acı vermek için yapmış olabilir. Fakat şimdi ben, onun yaptığından daha büyük bir şey yapacağım.
Bunları söyledikten sonra adamı aldı, ahırların olduğu yere xürdü ve duvarın dibinde yığılı duran kütükleri gösterdi.
__ Senden bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasında üç metre yükseklikte bir çit yapmanı istiyorum. Dedi,
__ Kaç gün çalışırsan çalış, nasıl yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki, gözlerim kardeşimin çiftliğini artık görmek zorunda kalmasın.
İş arayan usta, başını salladı. __ Sanırım durumu anladım efendim, dedi. __ Şimdi bana çivilerin, kazma küreğin yerini gösterin ki hemen işime başlayayım.
Büyük kardeş ustaya malzemelerin olduğu yeri gösterdikten sonra, alışveriş yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün ölçerek, keserek, çivileyerek sıkı bir biçimde çalışmaya koyuldu. Akşam güneş batarken o işin bitirmiş, çiftlik sahibi ise alışverişini tamamlamıştı.
Çiftliğe gelir gelmez ustanın yaptıklarına baktı ve şaşkınlıktan gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi açıldı. Karşısında, yapılmasını istediği çit yoktu ama derenin bir yakasında öteki yakasına uzanan görkemli bir köprü vardı. Biri kendi çiftliğinin toprağına, diğeri kardeşinin toprağına oturtulmuş sağlam iki ayak üzerinde, yanlarındaki korkuluklara varıncaya kadar tüm ayrıntılarıyla yapılmış ve tam anlamıyla “usta işi” denilecek kusursuzlukta bir köprü uzanıyordu.
Büyük kardeş, hala geçmeyen şaşkınlığıyla bu köprüyü seyrederken, karşıdan birinin geldiğini gördü. Dikkatle baktığında gelen kişinin komşusu, yani kardeşi olduğunu anladı. Kardeşi kollarını iki yana açarak köprünün karşı ucundan kendisine doğru yürüyordu. __ Benim sana karşı yaptığım bunca haksızlığa ve söylediğim bunca söze rağmen sen, bu köprüyü yaptırarak ne denli iyi ve büyük bir insan olduğunu gösterdin, dedi ağabeyine.
__ Şimdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarını açarak bana gel.
İki uçtan köprünün ortasına doğru yürüyen kardeşler, köprünün ortasında bir araya geldiler ve özlemle kucaklaştılar. Büyük kardeş bir ara arkasına baktığında çantasını toplayıp, oradan ayrılmakta olan ustayı gördü.
__ Gitme dur! Bekle! Diye seslendi ona.
__ Sana yaptıracağım birkaç iş daha var çiftlikte.
Usta gülümsedi:
__ Ben buradaki işimi tamamladım, gitmem gerek, dedi ve ekledi:
__ Yapmam gereken daha çok köprü var.
Köprüleri kurabilecek gücünüz hiç eksik olmasın, köprüleri kurduktan sonra da, yıkılmaması için sık sık bakımını yapın, yani sevdiklerinize zaman ayırın, o köprü yoluyla sık sık sevdiklerinizi ziyaret edin.
|